Samsun’un Bafra ilçesinde 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan ve kimsesizler mezarlığına defnedilen kadın cesedi, 20 yıl sonra yapılan DNA testleriyle Gülcan Yazıcı’ya ait olduğu kesinleşti. Olayla ilgili olarak gözaltına alınan üç kişinin, Gülcan Yazıcı’nın kardeşi, dini nikahla yaşadığı partneri ve onun arkadaşı olduğu belirlendi. Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Mart 2006’da Ozan Mahallesi’nde bulunan ve kimliği tespit edilemediği için kimsesizler mezarlığına gömülen kadın cesedinin yeniden incelenmesini talep etti. Yapılan otopside cesedin, başından vurularak öldürüldüğü ve 7,65 mm çapında bir mermi ile öldüğü belirlendi. Soruşturma kapsamında, 2005 ve 2006 yılları arasında kayıp olarak bildirilen yaklaşık 1000 kadın incelendi. Ekipler, cesedin o dönemde Yalova’da yaşayan ve hakkında kayıp ihbarı yapılan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceğini düşündü.
Yazıcı’nın kızı Sultan O.’dan alınan DNA örneği ile ceset arasında yüzde 99,99 oranında bir uyum tespit edildi. Ayrıca yapılan raporla Gülcan Yazıcı’nın Sultan O.’nun biyolojik annesi olduğu tespit edildi.
Gülcan Yazıcı’nın, 17 Kasım 2005 tarihinde kızı Sultan O.’nun doğum günü nedeniyle Yalova’dan Samsun’un Bafra ilçesine geldiği, çocuklarıyla görüştükten sonra bir daha kendisinden haber alınamadığı öğrenildi. O dönemde ziyaret ettiği Darboğaz Mahallesi ile cesedin bulunduğu Ozan Mahallesi’nin oldukça yakın olduğu da belirlendi. Yazıcı ve çocuklarının bulunduğu fotoğraf da araştırma dosyasına eklendi.
Soruşturma sürecinde, Gülcan Yazıcı’nın kardeşi N.Y., eski partneri Osman O. ve arkadaşı Bayram A. gözaltına alındı. Bu üç şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye çıkarıldı. Ayrıca Osman O.’nun, çocukları Selim ve Sultan O.’ya bakması için emekli maaşını Bayram A.’ya verdiği öğrenildi. Şu an Selim ve Sultan O.’nun Yalova’da yaşadığı, Gülcan Yazıcı’nın mezarının ise İstanbul’da bulunduğu kaydedildi.
Olayın tanığı Nejdet Demir, DHA’ya yaptığı açıklamada, Gülcan Yazıcı’nın cesedini bulduğunda yaşadığı şüpheleri dile getirdi. “Balık tutmaya gelmiştik. Serpme atarken yumuşak bir şeye bastım. Önce hayvan sandım ama sonra bunun bir insan cesedi olduğunu anladım. Her tarafı çürümüş, kulağı ve kolları yoktu. Jandarmaya haber verdim” şeklinde konuştu.
Bu trajik olay, 20 yıl sonra bile aydınlatılmasıyla birlikte birçok soruyu da beraberinde getirdi. Soruşturmanın nasıl ilerleyeceği ve adaletin nasıl sağlanacağı merakla bekleniyor.
